Efsanevi ve Mitolojik Yaratıklar


Etiketler: Efsanevi, Mitolojik, Yaratıklar,
[ Etiketler: efsanevi | mitolojik | yaratiklar ]
Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Efsanevi ve Mitolojik Yaratıklar
02-04-2010, 09:25 PM
Mesaj: #1
Efsanevi ve Mitolojik Yaratıklar
Efsanevi ve Mitolojik Yaratıklar
Abra

Abra Altay şamanlığında yeraltındaki büyük denizde (Tengiz) yaşadığına inanılan Erlik hizmetlisi timsah biçimli efsane yaratığı. Abura diye bir söylenişi de vardır. Yeşil bir kumaştan yapılmış ve örgülerle süslenmiş Abra'nın tasviri şamanın giysisine asılır. Abra'nın başı puhu tüyleri (ülberk) ile süslenir. Gözü parlak bakır düğmelerden ayakları da genellikle kırmızı kumaşlardan seçilmiş yamalardan yapılır. Bunlara örülmüş dokuz püskül eklenir.

Bahamut

Bahamut (Arapça: بهموت Bahamūt) Arap mitolojisinde orijinalde su ile ilgili bir figür. Fakat modernizasyon işlemi sırasında bu figür büyük oranda değiştirilmiştir. Bahamut engin bir denizde yaşayan dev bir balıktır. Kujata isimli dört bin göz kulak burun ağız dil ve ayağa sahip dev bir boğayı destekler.

Cadı

Cadı birçok dinde ve mitolojide doğaüstü güçleri olduğuna inanılan kadın. Cadılar mistik olarak bakıldığında gerçekte sadece kadınlardan oluşur.

Cadılık ve büyücülük kavramlarına da değinildiğinde bilinenin aksine her büyücü kadın bir cadı değildir fakat bir cadı aynı zamanda iyi bir büyücüdür. Hipnoz ve büyü arasında ne denli bir fark varsa büyücülük ve cadılık arasında bir o kadar fark vardır. Çünkü bir büyücü sadece Ruhani Varlıklardan Faydalanılarak Yapılan bir sihir türünü kullanabilir fakat bir Cadı ise hem Ruhani Varlıklardan Faydalanılarak Yapılan bir sihir türünü hem de Ruh Gücüne Dayanılarak Orataya Konan bir sihir türünü kullanır. Bundan dolayı bir cadı bir büyücüden gücün kötüye kullanılması açısından çok daha güçlüdür.

Cadılar hakkında yapılan ve bir çok ödüle layık görülen hikâyesini gerçek hayattan alan kurgu olmayan 1977 yapımı bir italyan filmi olan Suspiria adlı filmde cadılığın tanımı ve cadıların yaşayışları anlatılmıştır. Mistik bilimlerle ilgilenen kişilerin ve araştırmacıların açıkladığı günümüzdeki cadılık tanımı ise şöyledir:
« "Cadılar; kötüdürler olumsuz ve yıkıcıdırlar. Mistik bilimlere dair uzmanlıkları inanılmaz güçlerle donatır onları. Olayların akışını ve insanların hayatını zarar vererek değiştirebilirler. Amaçları çok büyük bir zenginliğe ulaşmaktır. Bu da sadece diğerlerine zarar vererek elde edilebilir. Onlara bir şekilde ters düşmüş kişilere acı çektirebilir hastalık verebilir hatta öldürebilirler... Topluluk olarak yaşayan kadın gurubundan oluşur ve black queen (kara kraliçe) olarak adlandırılan Kötülüğe büyük yeteneği olan cadı sihir uzmanı liderleri vardır. Bir cadı topluluğundaki bir cadı kadının kraliçe olması için sihir gücünün diğerlerinden yüz kat güçlü olması gerekir. Yılanda olduğu gibi topluluğa güç veren şey kraliçedir güç liderde baştadır. Lideri olmayan bir topluluk başsız kobra gibidir; güçsüz ve zararsız..." »


Mistik bilimlerle ilgilenen çoğu kişi islam dininde olup mistizimle uğraşan insanlar dahil mistik bilimlerde uzmanlaşmış ve kötülüğe kendini adamış kadınlara yani cadılara inanırlar. Bu kişilerin mistizim ve büyücülük - cadılık hakkındaki temel inancı şudur:
« Quoddam ubiquae Quoddam semper Quoddam ab omnibus creditum est! »

« Anlamı: Sihir her yerde bütün dünyadadır. Bu bilinen bir gerçektir HER ZAMAN! »


Cadılık günümüzde bazı kişiler tarafından bir din olarak kabul görmeye başlamış olup ve adına ingilizce witchcraft adı verilmiş olsa da aslında cadılık sadece mistik uzmanlıkları olan ve metafizik gibi günümüzde halen açığa kavuşmamış bilimlerin sistemini ve formüllerini ileri derecede bilen ve bu bilimlerde uzman olan kadınlardan ibarettir. Witchcraft aynı zamanda cadılık sanatını uygulayan insanların bağlı olduğu dini vurgulamaktadır. Esasında Şaman Dininin daha modernize ve sistamatize edilmiş şekli olarak görülebilir. Eski Yunancada "witch" tedavi eden iyleştiren şifa veren insan anlamına gelmektedir.

Çarşamba Karısı

Türkçe'de 'saçı başı karmakarışık üstü başı özensiz kadın' anlamında kullanılır zaman zaman Alkarısı'na tekabül eder.

Çarşamba gecesi işe başlanırsa kızan ve o eve kötülük yapan kötücül çirkin bir kadın olarak tanımlanan Çarşamba Karısı gelip -genelde- evin çocuğunu her kesin gözü önünde alıp ***ürür. ('Kaçırmak'ta kaçırılan canlı ya da cansız nesnenin sahibinden korkma duygusu ile 'Aman bu çocuğun sahipleri gelmeden kendisini alıp kaçırayım' şeklinde tanımlanabilecek bir telaş gizlidir. Oysa Çarşamba Karısı hortlak veya hayalettir ki hortlak ve hayaletlerin de ne çocuğun anne babası ne de bir başkasından herhangi bir korkusu bulunabilir ve bu nedenle de bahsini geçirdiğim Çarşamba Karısı'nın çocukları kaçırması değil onları herkesin gözü önünde alıp gitmesi söz konusu edilmelidir) Yine anadolu inançlarında haftanın belirli bir günü yarım kalan işlerin olduğu evlere gelerek işleri karıştıran insanlara kötülük yapan dişi varlık olarak tanımlanır.

Mitolojik bir yaratıktan ziyade hortlak hayalet -genel anlamda- cin peri öcü dunganga türünde bir memorat unsurudur.

Demirkıynak

Demirkıynak; Bigadiç dağlarında yaşayan her kılığa girebilen korkunç sesler çıkararak insanların delirmelerine sebep olan çok pis kokulu kötücül bir yaratıktır. Sudan çok korkar. O göründüğü anda akarsu veya göle giren insanlara bir zarar veremeyeceğine inanılır.

Elf

Elf aslen İskandinavya ve İngiltere mitolojisinde yer aldığı varsayılan peri halkına verilen ad. Elfler genellikle insanlara benzerler fakat insanlardan biraz daha kısa ve narindirler. Bu narinliğe rağmen hızlı ve güçlüdürler. Melodik bir ses tonuna sahiptirler. Elfler genelde 1200 yıldan fazla yaşarlar. Bu yaş**ın sonucunda ya yaşamdaki kötülüklerden sıkıldıkları için ölümü tercih ederler ya da bilinmeyen bir diyara göç ederler. Bu nedenle Elflerin ölümsüz oldukları söylenir. Elfler insanlara oranla daha güzeldirler. Dağlarda veya denizlerde dolaşmaktan pek hoşlanmazlar. Bunun yerine gökyüzünü görerek yaşamak bir şeyler yetiştirmek ormanlarında huzurlu bir hayat sürmek elflerin istediği yaş** tarzıdır. Elfler diğer ırklarla ilişki kurmayı pek tercih etmezler. Diğer ırklardan pek arkadaşları olmaz ama diğer ırklardan olan dostlarını kolay kolay unutmazlar. Elfler büyü konusunda hünerli savaşçılık konusunda çeviklikleri dolayısıyla etkileyicidirler. Genellikle ok tercih eden Elf savaşçıları çeviklikleri nedeniyle bu konuda çok iyidirler.

Emegen

Emegenler; Kafkas efsanelerinde anlatılan çirkin insanüstü zaman zaman birden fazla başı olan dev varlıklardır. Yine Nart efsanelerinde emegenlerin sayıları pek çoktur ve her üç ayda bir doğum yapmaktadırlar. Her doğum sırasında ise yüzden fazla çocuk doğurmaktadırlar. Nart kahramanları sürekli emegenlerle savaş halindedirler. Nart kahramanları bilek güçleriyle ve üstün zekalarıyla emegenleri her zaman yenmeyi başarsalar sürekli galip gelseler de emegenlerden çok çekinmektedirler. Çünkü emegenler yakaladıkları zaman Nartları yemektedirler.

Nart destanların göre dünyadaki bütün kötülüklerin kaynağı emegenlerdir. Eğer emegenler olmasaydı dünyada hiçbir kötülük olmayacaktı. Tanrılar yeryüzünü emegenlerin kötülüğünden korumak için Nartları yaratmıştır. Bu yüzden Nartlar sürekli emegenlerle savaşıp durmaktadırlar. Emegenlerin anlatılmadığı hiçbir Nart destanı yoktur.

Enkebit

Enkebit; İç Anadoluda görüldüğü iddia edilen doğaüstü bir varlıktır. Anlatılara göre başında altın bir fesi vardır. Sağ elinin ortası deliktir. Enkebit; uyuyan insanların boğazlarını sıkarak onları boğmaya çalışır. Başından fesini kapan kişiye dokunmayacağına inanlılır.

Satir-Faun

Satir Eski Yunan mitolojisinde yer alan yarı keçi yarı insan kır ve orman iyesi.

Roma mitolojisindeki karşılığı faundur. Çoğunlukla gövdelerinin belden üstü insan belden aşağısı ise teke biçimindedir. Satirleri tasvir eden eserlerde ortak özellik keçi boynuzlu sivri ve uzun kulaklı atınkine benzeyen uzun kuyruklu ve göze çarpan penisidir.

Satirler çoğunlukla da ellerindeki flüt ve ardından koştukları nemfler ve mainadlar ile birlikte tasvir edilir. Şarap tanrısı Dionysos ile birlikte şarap içerler kırlarda dans ederler. Yaşlanan satirlere silenos denir. Özel olarak Dionysos'u yetiştiren yaratığın adı da Silenos'tur.

Yunan heykel ustası Praksiteles satirleri bedenlerindeki hayvan özelliklerini en aza indirerek yakışıklı ve genç bir erkek olarak göstererek yeni bir satir tipi yaratmıştır.

Aynı zamanda çoğu filme konu olmuşlardır. Örneğin Narnia Günlükleri Aslan Cadı Ve Dolap adlı filmde Satir adlı yaratığa yer verilmiştir.

Garuda

Altay mitolojisinde gövdesi kol ve bacakları insan biçimli kartal başlı kartal gagalı ve kartal pençeli karakuş.

Garuda evren ağacının dalları arasında bir yuvada bulunan yumurtadan çıkar. Annesi Vinata babası Kasyapa'dır. Er Töştük Destanı'nda Karakuş adıyla yer alır; avlanmaya gittiği sırada bir ejderha (Yelbegen) gelip yavrularını yer ve bunu alışkanlık durumuna getirir. Bu kez Er Töştük ejderhayı öldürür ve yavrularını kurtarır. Bu iyiliğin altında kalmak istemeyen Karakuş onu yeryüzüne indirmek üzere sırtına bindirir. Yolda yiyecek bitince Er Töştük kendi etinden parçalar kopararak Karakuş'a verir. Yere inince bu fedakarlığı gören Karakuş onun yaralarının iyileşmesini sağlar.

Germakoçi

Laz halk inancında orman içlerinde yaşayan uzun boylu vücudu kıllarla kaplı maymun ile insan arası bir orman yaratığının adıdır.Gürcüce'de Oçokoçi (ოჩოკოჩი) adındaki canavarla aynı özellikler gösterir (mitolojilerinin de aynı olması Gürcü ve Lazların akraba kavimler olduğunu gösterir)Megrelya'da Oçhokoçi adıyla bilinen efsanevi yaratık pek çok masal ve efsanenin temel kahramanı olup bazı varyantlarda bir cadı karısının kocasıdır [1] ve yamyamdır. Yamyam olmayan hatta safça davranışlarından dolayı kolaylıkla kandırılabilen Trabzon folklorundaki Karakoncolos[2] (yaban adamı) ile benzerlikler götermesine karşın kendine özgü farklılıkları da vardır. Bazı halk bilimciler benzerleri tüm kültürlerde bulunan Amerikan Yerlilerince Sasquash Nepal'de Yeti olarak isimlendirilen yarı insan dev yaratıkların öykülerinin Homo Sapiens'in hafızasına kazınmış MÖ 100000 -35.000 yılları arasında yaş**ış Neanderthal insanların mirası olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Golem

Efsanelerde ruhu olmayan genelde kilden veya topraktan oluşturulan bir canlı. Orta çağda tanrının isimlerinin veya sıfatlarının farklı şekillerde söylenmesi bu kelimeleri oluşturan harflerin farklı şekilde dizilmesi veya bunların bir kağıda yazılarak yapılan muska ve tılsımlarla golem oluşturulmasına ilişkin birçok efsane doğmuştur. Bir musevi efsanesinin kahramanıdır Talmud'da Âdem'in ruh üflenmeden önce bir golem olduğu yazılıdır.

Musevi folklorunda golemler genellikle insan şekli verilmiş çamurdan yapılırlar. Ruhları yoktur zekaları düşük seviyededir ki Golem seviyesi İbranicede "*****" kelimesinden türetilmiştir.(גולם goilem) Temel amacı yaratıcısını korumaktır. 17. yüzyıl Prag Musevileri arasında antisemitiklere karşı adaleti sağlayan doğaüstü "Prag Golemi" inancı yaygındı.

İnanışa göre haham Judah Loew ben Bezalel tarafından kilden bir heykel yapıldı ve musevi halkını koruması için canlandırıldı. Alnına emet (אמת doğruluk) kelimesi yazıldı. Musevi halkını korudu ve zamanla güçlendi. Fakat cumartesi günleri golemin çalışması yasaktı bu yüzden de alnından e harfi silinir böylece met (מת ölüm) kelimesi kalırdı ve golem haraketsiz bir şekilde dururdu. Bir cumartesi e harfini silmeyi unuttular ve golem kontrolden çıkıp herşeyi yıkmaya ve insanlara zarar vermeye başladı. Böylece alnındaki tüm harfleri sildiler ve golem parçalara ayrılıp dağıldı. Parçalarını Prag'taki Altneu sinagogunun altındaki gizli bir odaya mühürledikleri söylenir.

Özellikle fantastik konulu kitap bilgisayar oyunu ve rol yapma oyunu türlerinde golemlere sıkça rastlanır. Genelde büyü ve tılsımlarla verilen emirleri yerine getirmesi için canlandırılır. Verilen emri yerine getirene kadar veya belirli bir zaman boyunca kalır ve sonra yok olur. Toprak kaya ağaç ateş demir kan gibi çeşitli türleri vardır. Golem hangi meddeden yapılmışsa o şekilde adlandırılır (kaya golemi demir golemi vb.) ve onun niteliklerine sahip olur.

Griffon

Yakındoğu ve Akdeniz mitolojinde yer alan zamanla Türk mitolojisine de geçen aslan gövdeli kanatlı ve kartal başlı; göğü tan ağarışını gücü ve bilimi simgeleyen düşsel varlık. Bir kaç çeşit betimlemesi daha olan mitolojik yaratık.

En çok bilineni; kuş ve aslan birleşimi şeklindeki biçimidir. Bazı efsanelerde kuşun türü söylenmezken diğerlerinde kartal sözcüğü geçer ender olarak da kanatları olmayan salt kartal kafası ve aslan bedeninden oluşmuş bir yaratık olarak anlatılır. Yine anlatılara göre son derece cesur ve gururlu hayvanlardır. Bunlar pençelerinde insan at hatta fil taşıyabilecek kadar büyüktürler. Aynı şekilde pençe tırnaklarının kupa olarak kullanılabileceği söylenir. Hatta köprücük kemiklerinden de yay yapılabildiği ifade edilir. İsveçli tarihçi Olaus Magnus'a göre bu yaratıklar Kuzey dağlarında yaş**ış bir kuş cinsidir. Rivayetlere göreyse erkek bir griffon ile dişi bir at çiftleştiği zaman ortaya çıkan yaratıklara hipogrif denir. İngilizce gryphon diye de yazılır.

Çin efsanelerinde de gecen bir griffon türü ise geyik gibi boynuzları olan pullarla örtülü başa ve bedene sahip ve aynı zamanda kartal pençeli ve kanatlı bir ejder olarak tasvir edilir. Bu kutsal hayvanın görülmesi zafer ve barışın müjdecisi olarak yorumlanır.

Gulyabani

Gulyabani Gul-i beyabani [ˈguː li be jɑː bɑː ni(ː)] (Far. غول بيابان [ˈʁuː le ba jɒː bɒː niː]) orijinal varyantiyle de karşımıza çıkan bu muhayyel mahlûk gezginlere ve yolculara uğrayıp onları mahveden canavardır. Daha sonraları Anadolu kültüründe ahubabayla beraber anılmaya başlamış ve insan yediği düşünülen kocaman uzun sakallı ve asalı bir dev olarak tasavvur olunmuştur.

Bazı Türk halklarının geleneksel demonolojik görüşlerine göre her zaman kadın kılığında olduğuna inanılan mitlojik bir varlık. "Guleybanı" ve "Aleybanı" şeklinde de rastlanır. Adı hurafelerle ilgili olarak "Gulyabani" korkunç bir varlık olup karanlık zamanlarda çölde ve mezarlıklarda koşan birinin gözüne canlı gibi görünür. Vücudu tüyle kaplı kocaman pis kokulu bu acayip varlığın ayakları tersinedir. Gündüzleri mezara girer. Geceleri ise hortlayıp çıkar. At binmeyi ve at kuyruğu örmeyi ve çocukları çok sever. Bir oyundan çıkarak onları güldürmeye çalışır. O ayni anda çöllerin ve harabelerin iyesiydi. O yolcuları yollarından döndürüp mahvederdi.

Etnik-kültürel gelenekte ise bazen onun "Al ruhu" "Al anası" ve "Al kadını" olduğu düşünülür. Bu görüş aralarındaki benzerlik veya tam yakınlıktan ileri gelir. Pamir Kırgızlarının mitolojik metin ve efsanelerinde bu şeytanî varlığın adına "Gul" ya da "Gul-i Biyaban" şeklinde de rastlanır. Araştırmacılar bu varlığı en eski Arap rivayetlerine bağlıyorlar. "ıssız yerin ruhu" gibi anlamlandırılan bu şeytanî varlık "Kar Adam" efsanelerinin yayılmasıyla yeni bir hayat kazanmıştır.

Bütün vücudu sarı-kırmızı tüylerle kaplı bu insanımsı çirkin varlık dağ yamaçlarında ve kimsenin olmadığı çöllerde akş** üstü ortaya çıkar. Avcılara yaklaşıp onlarla insan gibi konuşur. Bir şeyler ister sonra onlara güreş yapmayı önerir. Avcı kazanırsa "Gulyabani" sessizce çekip gider. Ama eğer o kazanırsa avcı uzun zaman hasta yatacak demektir. Ya da çöllük ve harabe bir yerde yalnız başına yatan birinin ayağının altını yalaya yalaya kan çıkacak kadar inceltir. Sonra ölünceye kadar kanını içer.

Hınkır munkur

Hınkır munkur; halk hikâyelerinde yer alan doğaüstü kötücül bir yaratık. Yakaladığı insanları önce boğarak öldüren sonra da yiyen bir canavar olarak tanımlanır. İnsana benzer fakat göbeğinde bulunan bir torbanın içinde yavrusunu taşır. En korktuğu şey üzerine idrar yapılmasıdır. Böyle tehdit edilirse ortadan kaybolacağına inanılır.

Hırtık

Hırtık; üst kısmının insan alt kısmının hayvan şeklinde olduğuna inanılan bedeni tüylerle kaplı ayakları ters kötücül cin yaratık. Akarsularda (Elazığ yöresinde özellikle Fırat Nehri'nde) yaşadığı kabul edilir. Bu yörelerde adına Çay hırtığı da denilmektedir. Hırtık insan kılığına girip kılığına girdiği kişinin yakın arkadaşlarına veya akrabalarına gidip onlarla konuşarak orman ya da akarsu kıyısına ***ürüp boğmakta öldürmektedir.

Özellikle karanlıkta ortaya çıkan hırtıktan korunmanın tek yolu ateş yakmaktır. Konuştukları kişinin hırtık olduğundan şüphelenen kişiler vücutlarının çevresinden veya ayaklarının altından ateş geçirirler. Bu davranışı tekrarlayan hırtık tüylerinin yanmasıyla kaçıp kendini suların içine bırakır ve gözden kaybolur.

Yine hırtığın zaman zaman çeşitli kişilerin kılığında ata binip gezdiğine ve atları yorduğuna inanılmaktadır. Atlarını sabah yorgun ve terli bir şekilde bulan kişiler hayvanlarını hırtıkın ***ürüp ***ürmediğini anlamak için atların semerlerine veya sırtına yapıştırıcı maddeler sürmektedir. Bu sayede hırtıkın bu hayvana binince tüylerinin yapışacağına ve tekrar binmeyeceğine inanılmaktadır.

Hortlak

Mezardan çıkarak insanları korkuttuğuna inanılan yaratık hayalet zombi. Ölüp tekrar dirilen. Korku edebiyatı ve sinemasında; ruhen terk edildikten (ve muhtemelen çürümeye başladıktan) sonra bir varlık tarafından kontrol altına alınarak tekrar kullanılmaya başlanılan beden anlamında kullanılır (Namevt ing. Undead). Söz konusu varlık bedenin eski sahibi olabileceği gibi bir başkası da olabilir.

Ölen bir kişinin mezarından çıkıp dolaşmasına "hortlaklık" bunu yapana ise "hortlak" denir. İnanışa göre yaşarken kötülük edenler başkalarının ağız tadını kaçıranlar arabozucu ve dedikoducu geçimsiz insanların ölünce hortlayacağına inanılır. Hortlak çoğunlukla yaşlı kimselerden olur. Gömüldüğü gece mezarından kalkar.

Eski Türklere göre eğer insan savaşta değil de yaşlılıkta ölürse onun Gök Tanrı tarafından Uçmak'a alınmayacağına inanılmıştır. Gene inanışlara göre hortlak gece mezardan kalkan sırtında kefenle ortalıkta dolaşan bir yaşayan ölü'dür. Bunlar kızdıkları kimselere sataşırlar araba kadar hızlı koşarlar ata binebilirler silah kullanabilirler insana kızabilirler istediklerini döverler sevdiklerini kaçırırlar ev basarlar yol keserler. İnanışa göre hortlağın saldırısından korunmak için mezarlık yakınlarından geçerken dua okumak gerekir. Söylentiler hortlakların genelde çirkin ve ürkütücü olduğunu sırtında kefen ya da tabut taşıdığını söyler. Anadolu halk inançlarına göre bir kimsenin hortlaması uğursuz bir olaydır. Hortlayan kişinin ahiretten kovulduğuna inanılır. Hortlaklar dişi de olur erkek de. Kimi hortlaklar "hayvan" kılığında gezer çoklukla ıssız kalmış evlerde tekin olmayan yerlerde mezarlıklarda bulunurlar.

Huma kuşu

Huma kuşu söylentiye göre Kıpçak çöllerinde Çin'de ve Hindistan'da yaşayan mitolojik efsanevi bir kuş. Umay kuşu. Cennet kuşu. Yunanca Feniks denilirdi.

Huma kuşu mitolojik bir isimdir zümrüt yeşili kanatlı güvercin veya cennetkuşlarına benzer bir kuş olarak tasvir edilir ve himalayalar’da yaşadığı varsayılır.
Web Sayfasını Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
[ Etiketler: efsanevi | mitolojik | yaratiklar ]
Cevapla 



Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü video ve resimlerini önceden onay olmadan anında siteye koyabilmektedir,bu resim ve videolardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk konuyu açan kullanıcılara aittir,yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız admin@ozelforum.net email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır. Tüm Hakları Saklıdır.

Ping your blog, website, or RSS feed for Free